Hürmüz Boğazı Krizi: Asya Ülkeleri Enerji Sorunlarıyla Yüzleşiyor

28 Şubat 2026 tarihinde başlayan İran Savaşı, Asya ülkelerini derinden etkileyen bir enerji krizine yol açtı. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve enerji arzındaki kesintiler, özellikle petrol bağımlılığı yüksek olan Asya ülkelerinde ciddi sorunlar yaratıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın stratejik stoklardan 400 milyon varil petrol sağlama kararı almasına rağmen, artan enerji fiyatları küresel ekonomik dengeleri tehdit etmeye başladı.

Güney Kore, Filipinler ve Japonya, COVID-19 pandemisi döneminde uygulanan “evden çalışma” ve “mali teşvik” stratejilerine benzer acil durum planlarını değerlendirmeye almış durumda. Bölgedeki yakıt kıtlığı sanayi üretimini olumsuz etkilerken, hükümetler Hürmüz Boğazı’nın yeniden ticarete açılmasının tek kesin çözüm olduğu konusunda hemfikir.

Güney Kore, enerji tasarrufu amacıyla evden çalışma sistemini yeniden gözden geçirirken, halka kısa duş alma ve süpürge kullanma gibi önerilerde bulunuyor. Filipinler, Tayland, Hindistan ve Pakistan gibi ülkeler, haftalık çalışma sürelerini kısaltarak devlet dairelerinde evden çalışma uygulamasına geçmeyi planlıyor. Filipinler, yakıt fiyatlarının yüzde 100 artması üzerine ulusal enerji acil durumu ilan eden ilk ülke oldu. Tayland’da memurlara yurt dışı seyahatlerini askıya almaları, kravat takmamaları ve merdiven kullanmaları talimatları verildi.

Sri Lanka, yakıt stoklarının daha uzun süre dayanabilmesi için Çarşamba günlerini tatil ilan ederken, Bangladeş üniversitelerde eğitime ara verdi ve Pakistan’da okullar iki hafta süreyle kapatıldı. Japonya, benzin fiyatlarını litre başına 170 yen seviyesinde tutmak için 800 milyar yenlik büyük bir sübvansiyon fonu ayırdı. Yeni Zelanda ise düşük gelirli ailelere haftada 30 dolarlık nakdi yardım sağlamaya başladı. Avustralya, fahiş fiyat uygulamalarına karşı cezaları iki katına çıkararak önlemlerini artırdı.

Bölgedeki enerji stokları kritik seviyelere düşerken, Tayvan’ın 11 günlük, Bangladeş ve Endonezya’nın ise 20 günlük rezervlerinin kalması sanayi üretimini tehdit ediyor. Uzmanlar, merkez bankalarının pandeminin aksine artan enflasyon riskiyle karşı karşıya kaldığını ve faiz oranlarını artırma gerekliliği ile büyümeyi koruma arasında büyük bir politika ikilemi yaşadığını ifade ediyor.

Author: ceylan uçar